
Afetler ve Kadın Politikaları Kurultayı olarak, 11. Yargı paketiyle yapılacak affa deprem suçlularının dahil edilmesini şiddetle kınıyoruz.
Afetler ve Kadın Politikaları Kurultayı olarak, 11. Yargı paketiyle yapılacak affa deprem suçlularının dahil edilmesini şiddetle kınıyoruz.
Bu düzenleme derhal paketten çıkarılmalıdır. Çünkü 6 Şubat’ta on binlerce insanı kaybetmemizin temel nedenlerinden biri, yıllardır süren cezasızlık, denetimsizlik ve sorumluların yargıdan kaçırılmasıdır. Depremde ihmali, kusuru, rantı ve suçu olanların affedilmesi, yeni felaketlerin zeminini hazırlar. Toplumsal adaletin tesisi, mağdurların haklarının korunması ve benzer acıların bir daha yaşanmaması için deprem suçlarında cezasızlığa kesin olarak karşıyız.
Şimdiye kadar yapılan infaz değişiklikleriyle kadın ve çocuklara karşı suç işlemiş olanların da salıverilmesinin hayata nasıl yansıdığının kanıtları ortada dururken 11. Paketin insan öldürme ve cinsel suçları da kapsaması bizleri dehşete düşürüyor.
11 .Yargı Paketi yasalaştığı takdirde, 6 Şubat 2023 depremlerinde hayatını kaybeden binlerce insanın ölümünden sorumlu olanlar, kapalı ceza infaz kurumunda ancak BİR veya ÜÇ AY tutulabileceklerdir!
Deprem ya da herhangi bir nedenle insan öldürenlere af, yeni bir cezasızlık dalgası ve yeni cinayetlerin hazırlayıcısı olacaktır.
AFETLER ve KADIN POLİTİKALARI KURULTAYI
#Cezasızlığa son verin!
#YasalaraDokunmaUygula
#27maddeyehayır
#11pakettoplumakarsı

Bu yıl 25 Kasımda daha büyük cesaret ve umutla; Susmuyoruz, Korkmuyoruz, İtaat Etmiyoruz
Kadına yönelik şiddet, bireysel “olaylar” dizisi değil; patriyarkanın kadınların hayatına sistematik yansımasıdır. Evde, sokakta, işyerinde, kampüste, dijital alanda ve devlet politikalarında yeniden üretilen cinsiyet temelli şiddet, kadınları ve tüm LGBTQI+ bireyleri hedef alan eşitsiz güç ilişkilerinin sonucudur.

Marmara Depremi’nin 26. Yılında; Mor-Yeşil Ekonomi, Eşitlikçi ve Kamucu Politikalar için Mücadeleye Devam
Marmara Depremi’nin 26. Yılında; Mor-Yeşil Ekonomi, Eşitlikçi ve Kamucu Politikalar için Mücadeleye Devam
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 26 yıl geçti. O günleri bölgede yaşayan kadınlar, Afetler ve Kadın Politikaları Kurultayı Bileşenleri, bağımsız aktivistler ve uzmanlar, Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV) organizasyonunda bir araya gelerek, Türkiye’de afet yönetiminin toplumsal cinsiyet eşitliği, mor/yeşil ekonomi modelleri ve kamucu politikalar temelinde yeniden yapılandırılması için ortak çağrı yaptılar.
Cinsiyet eşitliği temelli afet politikalarının acil ve zorunlu olduğunda birleşen katılımcılar; nüfusunun %75’i aktif fay hatları üzerinde yaşayan Türkiye’de; deprem riski, küresel iklim krizinin nedeniyle oluşan felaketler, süregelen ekokırım ve rantçı politikalar ve bölgesel savaşlar nedeniyle afet yönetiminin hak temelli, toplumcu ve eşitlikçi perspektifle yeniden ele alınması için mücadele edeceklerini belirttiler.
Bağımsız kadın örgütleri ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının afetlerin öncesi, sırası ve sonrasındaki tüm süreçlere etkin ve eşit katılımı için ortak mücadele araçlarının geliştirilmesi gerektiği vurgulayan katılımcılar, en son sadece bir binanın yıkıldığı Balıkesir Sındırgı Depreminde bile halen ne kadar organizasyonsuz ve hazırlıksız olduğumuzu gösterdi dediler.
Afetlerden en çok etkilenenlerin kadınlar olduğunu; ancak yıkılan yaşamı yeniden kurma sorumluluğunu da en çok kadınların üstlendiğini, bu rolü kadınların doğuştan gelen mecburi görevi olduğunu varsayan ataerkil anlayışa göre kurgulanan afetlere müdahale sisteminin bu nedenle ne afetler öncesinde ne de sonrasında kadınları hatırlamadığını çeşitli olgularla açıkladırlar.
Örneğin, 1999 Marmara Depremi sonrasında kimlik tespiti ve kayıt sistemlerindeki eksikliklerin çok ağır hak kayıplarına yol açmasına karşın; 24 yıl sonra yaşanan ve “asrın felaketi” olarak nitelenen 6 Şubat 2023 Depremlerinde de bu alanda bile hâlâ ciddi ilerleme sağlanamadığını belirttiler. Bugün gelişmiş kimliklendirme ve kayıt yöntemleri, güçlü laboratuvarlar ve yetkin insan kaynağı elimizin altındayken bile en yetkili kurumlardan “depremde kaç kadın, kaç erkek, kaç çocuk hayatını kaybetti?” sorusuna dahi cevap verilmediğini hatırlatarak; CİMER’e yaptıkları başvuruya verilen “Elimizde bu bilgi yok” şeklindeki ibretlik yanıta karşın bu türden soruları sormaya devam edeceklerini söylediler.
Afet politikalarında köklü değişikliklerin yapılması ve toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinin tüm afet yönetimi süreçlerine yerleştirilmesi gerektiğini ifade eden kadınlar; 1999’dan 2023’e aynı sorunların daha da ağırlaşarak yaşandığının altını çizerek; Nasıl ki kadın katliamının önlenmesi bir yana cinskırım boyutlarına varması politik bir meseleseyse, Yangından depreme, her türlü felaketin afete dönüşmesinin de politik bir mesele olduğunu belirttiler.
21.Yüzyılda şeffaf, hak temelli ve kamucu bir afet ve kriz yönetiminin hâlâ kurulamamış olması en temel insan ve doğa haklarının en başından ihlal edilmesi anlamına geldiğini belirten konuşmacılar; 2026 yılı Şubat başında, KADAV öncülüğünde yapılacak Afetler ve Kadın Politikaları Kurultayı’nın bütüncül ve eşitlikçi politikaların hayata geçirilmesi için güçlü bir dayanışma zemini sağlayacağını, afetlere bakış açısının ve hazırlıklı olmak konusunun artık tatbikat yapmanın ötesine geçmesi gerektiğinin altını çizdiler.
1999 Depremi’nin ardından kadın odaklı sivil dayanışma çalışmalarından doğan Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV) olarak; bu politikaların takipçisi olmaya, hak ve toplum temelli ve cinsiyet eşitliğini gözeten afet yönetimi politikaları için ortak mücadeleyi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.
Yaşasın Kadın Dayanışması!
Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV)
18 Ağustos 2025

